Asıl Mesele Derinlerde

ContentDiving

Hiç farkettiniz mi yabancıların biz Türklerle ilgili tarih boyunca dile getirdikleri en ortak çıkarım ne ?

Türk’ün sağı solu belli olmaz sözünü bir gurur verici söz olarak hatırlamayı neden severiz, bu sözü öne çıkarmayı bir yetenek olarak görürüz. Dengesiz olmanın , öngörülemez olmanın bir marifet olarak ulusal gurur meselesi kabul edilmesinin altında ne yatıyor? Peki bununla övünmek bize neler kattı, bizden neler götürdü. Bireyin hafızası, kollektif hafızadan ne kadar etkilendi? Neyi ne kadar yerinde, bağlamında algıladık, anladık ve sorguladık ? Tüm bunlar yeterli mi peki…

Bir ulusun duygusal kılcal damarlarını bilmenin onları manipüle etmenin en kolay yolu olduğunu sadece İngilizler ya da Amerikalılar değil, uluslararası yatırım fonları, düşünce enstitüleri, akademisyenler, sosyologlar ve tarihçiler elbette biliyor. Yüzyıllık planlar, koridorlar, ilişkiler ağı ön bir arge olmadan oluşturulur mu? Düşüncenin fizibilitesi yapılmadan, temelden büyük yatırımlar yapan düşünce kuruluşları ya da milletler harekete geçer mi? Yıllardır Türkiye üzerine kurumlar hakkında yazılan analizler , yapılan çıkarımların ne kadarı haksız oldu bugüne kadar?

İçerden yaşamak, maruz kalmak ile dışarıdan bakmanın acımasız kopukluğunu ne kadar hissettik? Toplumların aşağılık kompleksleri, duygusal kırılganlıkları, tarihsel travmaları, coğrafyanın bireyin hafızasında bıraktığı öz-yıkımları bilmeden neyi ne kadar anlayabilriz? daha doğrusu anlamaya istekli miyiz gerçekten? Anlasak bile, çözmeye hevesimiz kaldı mı ?

(…) Müslüman Şark, psikolojik tecessüsü pek az tanımıştır. Bazı umumi fikirlerin dışında insan ve insan ruhu onu pek az meşgul etmiştir. Kendisini metodik şekilde derinleştirmeğe çalışanlar bulunsa bile, bu bir kültür için umumi bir terbiye mahiyetini alacak şekle girmemiştir. (…) Şark hikayesi muayyen bir vaka anlayışında kalmış, onun ötesine geçip insana erişememiştir. / Ahmet Hamdi Tanpınar

Yıllar öncesinde Amin Molouf’un Semerkant kitabını okuduğumda bu toprakların bir ürünü olan Ömer Hayyam’ın Rubailerinin izinin Fransa’da olduğunu öğrenmiştim. Ömer Hayyam’la ilgili bilgilerin , yazıların ve tarihsel dipnotların neden Fransız kütüphanelerinde olduğunu, Kanuni Sultan Süleyman ile ilgili bazı bilgilerin ve eşyaların neden yıllardır ABD’de Metropolitan Sanat Müzesi’nde sergilendiğini düşündünüz mü? Rusya ‘da büyük Ermitaj müzesinde kim bilir Türklerle ilgili hangi evrak, belge ya da hazinenin olduğunu ve bizlerin bunlardan ne kadar haberimiz olduğunu sorgulayan kaç kişi var? Haber sitelerinde ya da sosyal medyada gördüğümüz o meşhur ”İngiliz İstihbaratının Türklerle ilgili notları” yazısını ne kadar detaylı ve derin okuduk? Onlar hakkında oturup adamakıllı düşündük mü, sorguladık mı ? Ya da hemen geçiştirdik mi? Ne anladık ?

Tarihsel Miras Ve Travma

Tarihsel miras ”şimdiki zamana” çok şey bırakır. Bir belge ya da eşya o coğrafyada yaşayan insanların duygusal haritalarını, ortak travmalarını, hassasiyetlerini, yeteneklerini ve zaaflarını bize gösterir. Geçmişin gölgelerinde geleceğe dair varsayımları yatar her zaman. Ve buna sahip olmak ise her daim büyük bir avantajdır. En önemlisi onları bir pusula olarak ileriye dönük adımlar için kullanmaktır. Ve malesef, nasıl ki kendisini çözememiş bir birey ”kaybolmaya” mahkumsa, kendisini unutmuş ve sürekli kendisi tarafından ihanete uğramış bir toplum da yönsüz kalmaya, hakikatin tokatını yemeye mahkumdur.

Bunları neden söylüyorum ! Ucuz kahramanların yaratıldığı ve asıl kahramanların unutulmasının çok ama çok kolay olduğu bir toplumda hakikati o toplumda aramanın duygusal yükü ve maliyeti oldukça ağır. Bu ülkede kimin kahraman olup kimin hain olacağını belirlemek hep çok kolay olmuştur. Kaldı ki ülkenin kurucusu bile ülkeyi kurmaya çalışırken ülkenin başla şehrinde yaşayanlar tarafından hain ilan edilmişti. Duyguların ve inancın tokatladığı hakikat, böyle toplumlarda boyun eğmekle, ezilmekle ve aldatılmakla sonuçlanmıştır…

2023 ulusal felaket diyebileceğimiz büyük Maraş depreminden 2 ay sonra seçime gidildi bu ülkede. Acılar hemencecik buharlaşıp ideolojik yarışın kızıştığı ve toplumun acımasızca kutuplaştığı , bir at yarışına benzer şekild ölüm kalım savaşına dönüşen sözde ” demokratik” seçimlerimiz oldu. O zamanlar da yaşanılan hayal kırıklıklarının katsayısı 2 ay önce yaşanan daha büyük acının karekökünü almıştı…

Toplumların düşünce ve davranış biçimleri onların geleceğiNİ , kaderini ve neler yaşayacağını nasıl belirler? Kaosun ve güvenin kültürel olarak kaygan bir zeminde olduğu topraklarda o topluma ait bireyin algıda seçicilik ya da manipüasyona kurban gitmesinin kaçınılmaz kaderini neden sürekli görüyoruz?

Duygusal kırılganlık ve yozlaşmanın tarihsel olarak bu coğraflarda nam saldığını biliyoruz. İçlerimizden en çok Batı düşmanı olan insanlar bile gizli bir hayranlık hissetse bile bunu dile getirmekte ikilem yaşar. Batı- Doğu diye yapılan tarihsel ayrımın derinleri dile döküldüğünde kaçınılmaz olarak bir anlam ve kavram karmaşası ortaya çıkıyor sürekli. Ve yüzeyde bir eksensiz karşılaştırma pratiğine maruz kaldık yıllardır. Peki mesele sadece bir karşılatırma, faydalar ve zaaflar üzerine yapılan bir sohbet ya da hakikate mi dayanıyor….elbette hayır.

Hi, I’m okanhoruz

I'm advocator of the Transhumanism . Transhumanism envison a future where humans can transcend biological / cultural / environmental limitations- barriers through advancement like genetic engineering , artificial intelligence and cyborg technologies. In this sense ,my motivations : * I'm trying to be constant learner and improver in my personal and business life . I would like to combine and transform any piece of knowledge- experience into new things as a synthesizers. * Push the boundaries of the unknown * Learn and discover new potentials along the way * Acquire the skills necessary to build a purposeful product and connections * Gaining knowledge, perspectives and mastering human relations in proactive cycles is one of the my greatest inner motivation. * Throughout my career and academical life, I have contributed to impacting business outcomes through effective organization, prioritization and execution of key projects. I'm interested in cognitive - behavioral science (Neuro-Technology) .These observations and researches enriched my standpoints in accordan with social science and daily life.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *